bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.YA SEV YA TERKET!!

26/6/2007

MHP´yi CHP´nin doğurduğunu söylemek, ne cehaletle ne de gafletle izah edilebilir. (Orhan Karataş Yazdı)




MHP'yi CHP'nin doğurduğunu söylemek, ne cehaletle ne de gafletle izah edilebilir. Bunu söyleyen, Washington icazetli, Brüksel merkezli, kimliksiz, kişiliksiz, kıblesiz, omurgasız, toplama bir menfaat ortaklığının başında bulunan, 5 yılı talanla, yalanla geçiren ve adına da "ak" denilen bir partinin genel başkanıysa, oturup ağlamak mı gerekir, kahkahalarla gülmek mi gerekir, siz karar verin.

MHP Türk milletinin bağrından doğmuştur. AKP ise, bunalımdan, gerilimden doğmuştur. ANAP'ın kötürüm çocuğu oldukları kendi itiraflarıdır. Mağdur ve mazlumu oynayarak, inançları ve duyguları istismar ederek iktidara gelmişlerdir. 5 yılda hortumlanmayan, talan edilmeyen, satılmayan, verilmeyen bir tek devlet ve millet malı kalmamıştır. Ali Dibo partinin soyadı haline gelmiştir. Ülkenin temellerine dinamit konulmuş ve bölücülük, ihanet sıradanlaşmıştır. AKP ile bölücü örgütün siyasi uzantıları aynı çizgiye gelmiş, karşılıklı yıkama yağlama yapmaktadırlar.

Böyle bir partinin, böyle bir liderin çıkıp da MHP'ye laf söylemesi için herşeyden önce gidip, 7 kalıp sabunla yıkanması, 3 ay hiç durmadan tövbe etmesi ve daha sonra da Yüce Türk mahkemeleri önünde yargılanıp, aklanması gerekir. Seçimden birkaç gün önce herşeylerini toplayıp, ABD'ye kaçtıklarını duyarsam hiç şaşırmam. Soluğu ABD'de alıp, doğmalarına ve büyümelerine vesile olanlarla verdikleri hizmetlerin ödülünü alacaklardır

26.06.2007

Başkası söylese, "cehalet işte" dersin ve güler geçersin. Ama bunu söyleyen, bu ülkenin hasbelkader başbakanı. Her ne kadar, "mazur" olduğunu bilsek de, işgal ettiği makama olan saygımızdan dolayı, söylediklerini ciddiye alıyoruz. Kalan sayılı günlerinde daha büyük gaflar, yanlışlar yapmaması ve her Türk vatandaşını utandıran sözler söylememesi için kendisine yardımcı olup, doğruları öğretmeyi bir görev sayıyoruz. Bizim tavsiyemiz özellikle seçim meydanlarında yapacağı konuşmaları bir uzman kadrosunun hazırlayıp, eline yazılı vermesidir. Aksi halde çam kavak bir birine karışıyor. Sadece Türk milletini değil, bütün dünyayı şaşırtan ve acı tebessümlere yol açan laflar sıralanıyor. Biz, Bay Tayyip'in telaşını, korkusunu, sancısını anlıyoruz da, el oğlu yanlış değerlendirir ve faturayı bütün Türk milletine kesmeye kalkar. Nitekim, bunun vahim örneklerini çok acı biçimde defalarca yaşadık.

İnsan biraz düşünür

Bay Tayyip'in Adıyaman mitingindeki son vecizesi, "CHP şimdi yavrusunu da doğuruvermiş, MHP. Birbirlerinden farkı yok, al birini vur öbürüne. Hortumcu kim, işte bunlar. Onlar hortumladı, biz ödedik. Şimdi çıkmışlar bize dürüstlük dersi veriyorlar." Olmuş. Bay Tayyip'in özellikle Güneydoğu illerinde özel mesajlar vermeye çalışmasını anlıyoruz. Tek ve son ümidi bölücü örgütün uzantıları olduğu için sözlerini ona göre seçip, "bende sizdenim" demeye getiriyor. Bu çırpınışın malzemesi ise ister istemez MHP oluyor. Buraya kadar olanları anlıyoruz da, insan biraz tutarlı olur. Biraz geriye bakar. Biraz okur. O da olmuyorsa etrafına sorar. "Ben bu lafları ediyorum ama altında kalır mıyım?" diye biraz düşünür. Bunların hiç birini yapmıyor. Bu durumda ister istemez aklımıza, "kaybedecek birşeyi olmayan insanlar için her değere saldırmak, her kötülüğü yapmak son derece kolaydır" kuralı geliyor. Şimdi biz, binlerce insanın gözünün içen baka baka söylenen bu lafın neresinden başlayıp neresini düzeltelim? Düzeltebilmek için ortada düzeltilmeye değer bir durumun olması gerekir. Baştan aşağı yanlış, baştan aşağı yalan ve baştan aşağı düzmece olan bir lafın neresini düzeltelim?

MHP'nin kaynağı Türk milleti

MHP'yi CHP'nin doğurduğunu söylemek, ne cehaletle ne de gafletle izah edilebilir. Bunun adı ancak, "kaybedecek birşeyi olmayan insan sendromu" olabilir. Hele hele bunu söyleyen, Washington icazetli, Brüksel merkezli, kimliksiz, kişiliksiz, kıblesiz, omurgasız, toplama bir menfaat ortaklığının başında bulunan, 5 yılı talanla, yalanla geçiren ve adına da "ak" denilen bir partinin genel başkanıysa, oturup ağlamak mı gerekir, kahkahalarla gülmek mi gerekir, bilemiyorum. Neyse. Dedik ya, hiç olmazsa bundan sonra bu tür yanlışlar yapıp, hem kendini hem de ülkemizi zor durumlara düşürmemesi için biz kendisine yardımcı olalım ve doğrunun ne olduğunu anlatalım. MHP elbette bir kaynaktan doğmuştur. O kaynak yüce Türk milletidir. Yarım asrı geçen bir mazisi, tertemiz bir sicili, onurlu ve şanlı bir geçmişi, destanlaşmış hizmetleri vardır. Çok baskılara uğramış, ağır zulümler görmüş, her türlü yalan ve iftirayla karşılaşmış, ateş çemberinden geçmiş, ama asla vazgeçmemiştir. Eğilmemiş, bükülmemiş ve teslim olmamıştır. MHP'yi, MHP'nin tarihini yazan ciltlerle kitap vardır. Türk milleti yer yüzünde var olduğu müddetçe de hep var olacaktır. En büyük mücadelesi CHP ve CHP zihniyeti ile olmuştur. Bugün farklı olan, alternatif olan tek partidir. Türk milletinin tek ve son ümididir.

İhanet sıradanlaştı

Bütün dünyanın bildiği bu gerçekleri bir defa da Bay Tayyip'e hatırlattıktan sonra, gelelim AKP'ye. Bay Tayyip de şu AKP'nin nereden ve kimlerden doğduğunu bir anlatsa da öğrensek. Yukarıda birkaç kelimeyle özetlediğimiz menfaat ortaklığından başka bir özellik söyleyebilir mi? Bunalımdan, gerilimden doğmuştur. ANAP'ın kötürüm çocuğu oldukları kendi itiraflarıdır. Mağdur ve mazlumu oynayarak, inançları ve duyguları istismar ederek, ve milletin bir anlık kızgınlığından faydalanarak iktidara gelmişlerdir. Partiyi temsil edenlerin her birinin geçmişi karanlık, sicilleri bozuktur. İktidar olduktan sonra, Türkiye Cumhuriyeti'ne tarihindeki en zor ve en sıkıntılı dönemini yaşatmışlardır. 5 yılda hortumlanmayan, talan edilmeyen, satılmayan, verilmeyen bir tek devlet ve millet malı kalmamıştır. Ali Dibo partinin soyadı haline gelmiştir. Bütün bunlardan çok daha önemlisi ve çok daha vahim olanı, ülkenin temellerine dinamit konulmuş ve bölücülük, ihanet sıradanlaşmıştır. AKP ile bölücü örgütün siyasi uzantıları aynı çizgiye gelmiş, karşılıklı yıkama yağlama yapmaktadırlar.

ABD'ye kaçacaklar

Böyle bir partinin, böyle bir liderin çıkıp da MHP'ye laf söylemesi için herşeyden önce gidip, 7 kalıp sabunla yıkanması, 3 ay hiç durmadan tövbe etmesi ve daha sonra da Yüce Türk mahkemeleri önünde yargılanıp, aklanması gerekir. Yıkanır ve tövbe ederler mi bilmiyorum. Ancak yargılanacakları ve hesap verecekleri kesindir. Zaten herşey bu korkudan oluyor. Hesap günü yaklaştıkça korku büyüyor ve çam kavak, bardak tabak birbirine karışıyor. Seçimden birkaç gün önce herşeylerini toplayıp, ABD'ye kaçtıklarını duyarsam hiç şaşırmam. Zira bunun alt yapısını hazırlamışlardır. Şimdi, yalan ve iftiralarla son bir ihtimali deniyorlar. Bu ihtimalin kaf dağının arkasında olduğunu anladıkları gün, soluğu ABD'de alıp, doğmalarına ve büyümelerine vesile olanlarla verdikleri hizmetlerin ödülünü alacaklardır.

26/6/2007

AKP'NİN DİN DÜŞMANLIĞI

AKP’NİN DİN DÜŞMANLIĞI (Lütfen Sonuna Kadar
Okuyun.) 1) 5253 SAYILI Dernekler Kanunu’nun, AB Siyasi Kriterleri, Katılım
Ortaklığı Belgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve taraf olunan İnsan
Hakları Sözleşmesi dikkate alınarak hazırlanan kanuna göre, yeni
T.C.K.’ nın yapılandırılmasında “Cinsel yönelim ayrımcılığının
tartışıldığı bir dönemde eşcinsel olmak, ahlâksızlık olmak anlamına
gelmez.”maddesi konmuştur. (12.10.2005) 2) M.E.B. Hüseyin
Çelik,Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması konusunda
“Avrupa’da kurulan İslam Üniversite’sinde İlahiyat eğitimi
veriliyor,Avrupa bundan rahatsız olmuyor.Ancak Türkiye’de Ruhban Okulu
açılırsa ve yılda 100 tane papaz yetişirse memleket elden gitti,din elden
gitti diye ödümüz kopuyor.” beyanatını verdi. (02.02.2007) 3)
Samsun Kadıköy Camii İmam Hatibi Zülkarneyn Geren, Kur’an
Kursu’na gelen öğrencilere hediye vererek özendirdiği için
hakkında soruşturma açıldı. Soruşturmanın bahanesi de bir Devlet memurunun
basına bilgi vermesinin yasak olması. (23.06.2005) 4) Üsküdar’daki
Subaşı Camii’nde Başbakan Tayyip’in başdanışmanı Cüneyd
zapsu’nun eşi Beyza zapsu’nun başını çektiği bir grup kadınla,
kadın-erkek birlikte namaza durdular. (25.06.2006) 5) Danimarka’da üst
düzey hükümet yetkililerinin de daha sonra ödüllendirdiği
karikatür olayıyla peygamberimize yapılan hakareti bütün dünya
ve Türkiye’de tüm medya, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler
nefretle kınamak adına mitingler düzenlerken AKP yorumsuz kaldı. 6)
AKP’li birkaç milletvekilinin vermiş olduğu İsrail vahşeti Meclis
Araştırması’nı AKP reddetti. (26.05.2004) 7) Kasım 2001’de
“Afganistan’a asker gönderen haindir.” Diyen Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül, İsrail’in Filistin’deki katliamına AB uyum
süreci uğruna Lübnan’a 1000 asker gönderdi. (10.10.2006) Karizmatik
Fener Rum Patrikhane’sine uluslar arası sözleşmeler ve Lozan Antlaşmasına
aykırı olarak 6 yabancı papaz tayin edildi. (29.11.2004) 9) Daha önceki
yasalara göre, okullara ve camilere 200 metre mesafe ile meyhane, kahvehane ve
içki satışı için ruhsat verilmezken bu mesafe 50 metreye
düşürüldü. Ayrıca 15 dakika yürüyüş mesafesi
alanda 2. cami açılması yasaklandı. 10) İstanbul Kasımpaşa’da bulunan
48 yıllık Büyük Piyale Paşa Kur’an Kursu kaçak yapı olduğu
bahanesiyle yıkıldı.1959 yılından beri talebe yetiştiren kurs, yürütmeyi
durdurma kararına rağmen 2000 kişinin gözyaşları eşliğinde yerle bir edildi.
(04.01.2007) 11) Van’da Ermeni Akdamar Kilisesi restorasyonuna 2 Trilyon 600
Milyar harcanarak açılışı yapıldı. Açılışa Turizm Bakanı Atilla
Koç, Türkiye Ermeni Patriği Mesrob Mutafyan, Ermenistan Kültür
Bakan Yardımcısı Gagik Gürcüyan,30 ülkenin
büyükelçisi ve Ermeni cemaatinin temsilcileri katıldı. (04.04.2007)
12) Kur’an Kursu yıktıran zihniyet Türkiye’deki 742 kilise,69
manastır,63 şapel,24 havra,18 sinagog ve 1 adet bazilikayı koruma altına aldı. 13)
Sakal-ı Şerif, Eyüp Camii’nden alınıp, Atatürk Havalimanına
getirtildi. Getirten Turizm Bakanı Atilla Koç “Evet getirttim, baktım
ve geri gönderdim, ne var bunda bu kadar abartılacak.” dedi. Aynı
dakikalarda Atatürk Havalimanı’nda Başbakan’ın davetlisi olarak
Türkiye’ye gelen ve 5 milyar dolarlık yatırım yapacağını açıklayan
Dubai Şeyhi Muhammed bin Raşid el Maktum’da tesadüfen! bulunuyordu.
(13.10.2005) 14) İsrail tarafından 60/7 sayılı karar tasarısı ile Yahudi Soykırımını
resmen tanıdığını ilan eden Tayip bu kararı tanıyan dört Müslüman
ülkeden biri oldu. (23.01.2006) 15) Ortadoğu’da barışa katkılarından
dolayı Tayyip’e, Yahudi Cemaatinden “Büyük Cesaret
Ödülü” verildi. (17.07.2006) 16) ABD işgal güçleri
Irak’ın Samara kentini 50 savaş uçağı,60 helikopter,200 tank ve 1500
askerle yerle bir ederken Başbakan Erdoğan Irak’taki durumun terörizmden
kaynaklandığını belirtti. (15.03.2006) 17) Allah’u Teâla’nın
indinde son din ve hak din İslam’dır ibaresi ve Papa Benedict’in
“Ben Muhammedi peygamber, İslam’ı da din olarak kabul etmiyorum”
beyanına karşılık Antakya, Şanlıurfa ve Antalya Belek’te yapılan ve aynı
avluya bakan kilise, sinagog ve cami’ye “Dinler Bahçesi”
adını vererek, Ermeni Patriği Mutafyan, Musevi Hahambaşı Haleva, Fener Rum Ortodoks
Patrik temsilcisi Aragnastopolmus ve Vatikan Kilisesi temsilcisi Samut ile birlikte
açılışını yaptı. (08.12.2004) 18) Papa Jean Paul’un cenazesi nedeniyle
Tayyip Vatikan’a gitti ve Türkiye’de bayraklar yarıya indirildi.
(07.04.2005) 19) Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin’e Milliyet Gazetesi
türbanla ilgili soru sorduğunda “Türban Türkiye’de %
1,5’un sorunudur. Halk, hangi konuların öncelikli
çözülmesini istiyorsa biz bu sorunlara odaklandık. Bizim
gündemimizde halkın sadece % 1,5’unun gündeminde olan bir konu
öncelikli olarak yoktur.” yanıtını verdi. (04.05.2007) 20)
Televizyonların Ankara temsilcileriyle Tayyip’in röportajı;
Gazeteci:”Sayın Başbakan, yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele
için geldiniz, ama bazı yasaklar kaldı, türban yasağı gibi.”
Tayyip:”yani burada bireysel özgürlük anlayışlarımız, genel
özgürlük anlayışlarımızın önüne çıkarsa herhalde
yanlış yaparız. Geneli kucaklamak durumundayız. Ormanı düşünelim, oradaki
birkaç ağacı değil.”dedi. (11.05.2007) 21) 5349 Kanun numaralı ve
11.05.2005 kabul tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğle zina suç
olmaktan çıkarıldı. 22) Tarım Köyişleri Bakanlığı, AB’ye uyum
çerçevesinde “Sığır, manda, deve, koyun, keçi, domuz,
yaban domuzu, at ve tavşan”ı Türk Gıda Kodeksine uygundur onayı verdi.
(08.05.2007) 23) Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç,
İstanbul’un tanıtımının yapıldığı Turizm Bakanlığı broşüründe, Fener
Rum Patrikhanesi’ni “Cihan Ekümeniği” olarak basılmasına onay
verdi. (22.11.2004) 24) Tayyip Erdoğan, İslam Konferansı için gittiği
Cidde’de “İslam Ortak Pazarı’na karşıyım, çünkü
böyle bir oluşum kamplaşma başlatır.” dedi. (19.01.2004) 25) Abdullah
Gül Takvim Gazetesi’ne: “Dünya barışı için son 50
senede en çok Amerikalılar kendi çocuklarını feda etmişlerdir. İkinci
ülke kim? Türkiye. Böyle köklü gelen bir şey var aramızda.
Muhakkak ki bir ailenin içinde bile farklı anlayışlar, görüşler
olur. Ama önemli olan ortak hedefler ve ortak çıkarlardır.”dedi.
(15.05.2006) 26) ABD Başkan Yardımcısı Dick Chenney, CNN’de verdiği
röportajda :”Irak’ı işgal etmeseydik, Müslümanlar, İslam
Birliğini kurup İsrail’i haritadan silerlerdi.” derken, “Amerika
bizim dost ve müttefikimiz” diyen Tayyip, ya Amerika’yı
Müslümanlaştırma inancını taşımakta ya da büyük bir ihanetin
oyuncağı olmaktadır. (07.05.2007) 27) 5237 Sayılı ve 26.09.2004 kabul tarihli Temel
İlkeler ve Tanımlar, madde 263’e göre “Kanuna aykırı olarak eğitim
yapanlara, bunları çalıştıranlara ve bu kurumlarda öğretmenlik yapanlara
6 aydan 3yıla kadar hapis cezası verilir” maddesiyle evinde Kur’an-ı
Kerim öğretenler hapis cezası alacak. 28) AKP Denizli Belediye Başkanı Nihat
Zeybekçi’nin eşi Ayşe Zeybekçi’nin
başörtüsünü çıkarıp toplantıya katılmasını sağladı.
(23.04.2004) 29) Cinayeti Allah’u Teâla cinayeti yasaklamıştır, lakin
ülkemizde yapılan alenen misyonerlik olmasına rağmen Malatya’da
öldürülen misyonerlerin ardından M.E.B. Hüseyin Çelik
“Bir insan İncil’de dağıtabilir,İncil’i başkasına da
anlatabilir.” Beyanı ile hızla yaklaşan tehlikeleri göz ardı etmek
istemiştir. 30) M.E.B. 4. sınıf Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi
Ders Kitaplarının 27 ve 106. sayfalarında peygamberimizin resmi basıldı.Kitabın
yazarı AKP Milletvekili Doç. Dr. Ömer Yılmaz ve yazar Ahmet
Ülkü Özdendir. 31) M.E.B.’nın 18.07.2005 tarihli ve 229 sayılı
Kurul Kararı ile Talim Terbiye Kurulunun tavsiye kararlarına uygun olarak hazırlanan
4. sınıf Sosyal Bilgiler Öğretme Kılavuzu’nda kitabın 179. sayfasında
Bayramlar ve Özel Günler başlıklı bölümünde Dini Bayramlar
: Kurban Bayramı,Ramazan Bayramı ve Paskalya Yortusu olarak sıralanmıştır. 32)
İlköğretim 5. sınıf Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Dersi
2006 ‘nın 5. baskısında “Kur’andan ve Peygamberimizden dua
örnekleri” başlığı altında bulunan sûre ve ayetlerin bazı kısımları
eksik yazılmıştır. Bakara Suresi’nin 286. ayeti olarak bilinen “Amene
Rasulü” “Sen bizim mevlamızsın…..bize yardım et.”
olarak yazılmıştır.Aradaki “kâfirler topluluğuna karşı” ifadesi
çıkarılmıştır. Aynı mantıkla Fatiha Sûresinin de son ayeti eksik
yazılmıştır. Son ayette “Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin
yoluna ilet…”şeklinde yarım bırakılmıştır. Ayetin devamındaki Yahudi ve
Hristiyanlara vurgu yapan “gazaba uğrayanlarınkilere ve sapmışlarınkine
değil” ifadesi AB’yi küstürmemek adına çıkarılmıştır.
33) AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Kretschmer’in bizzat, ABD
Büyükelçisi Edelman’ın da mektup yazarak rahatsızlığını dile
getirdiği ayet-i kerime, AKP hükümetinin gayretiyle Cuma hutbelerinden
çıkarılarak yerine “Tövbe eden hiçbir günah işlememiş
gibidir.” Hadis-i şerifi kondu. Diyanet ise “Bu ayetin, hutbenin sonunda
okunması gibi şart zaten yoktur.”savunması yaptı. 34) “Vatan sevgisi
İmandandır “ (İmam Rabbani –Mektubat Cilt:1 Mektup:155) hadis-i şerifine
karşılık Başbakan Tayyip, 30.000 vatan evladının katili, bölücübaşı
apo’ya “sayın” ve vatan uğruna şehit düşmüş yiğit
askerlerimize “kelle” hitabında bulunmuştur. (14.01.2000)

26/6/2007

MİLLİYETÇİLİK

 

Ataturk Ilkeleri arasinda son derece onemli bir ilke olan milliyetcilik, akilcilik, gercekcilik, bariscilik ve cumhuriyetcilik ilkeleriyle butunlesen ve bu ilkelerle celisen yorumlara kapali bir ilkedir.

Milliyetcilik ilkesi, ulusal savasimin cikis noktasini olusturmus ve tum tutsak uluslarin kurtulus hareketlerine isik tutmustur.

Ataturk'un turlu demec ve soylevlerinde aciklik kazanmis olan bu ilke, Fransiz devriminden sonra dunyaya yayilan ozgurluk dusuncesinin tarihsel gelisimi icinde her ulusun kendi kaderini cizme inancinin dogal bir sonucu olmustur.

Osmanli Imparatorlugunun cokus doneminde, ulusallik niteligini yitirmekte olan dilimizin sadelestirilmesi ve dunyaya yayilmis Turk toplumlarinin arastirilip incelenmesi hareketlerinin ortak adi olarak Turkculuk akimi biciminde belirmistir. Zaman zaman butun Turk toplumlarini birlestirmeyi amaclayan Turancilik, zaman zaman da Islam Birligi kurmak gibi bir amaca yonelik Islamcilik akimlariyla karistirilmaya baslanmisti.

Bugun anayasamizda da yer alan milliyetcilik kavram bir ilke olarak, Turk ulusunun egemenligini kendi iradesine aldigi surec icinde gercek anlamini kazanmistir. Akilci, gercekci, barisci ve cumhuriyetci bir nitelik aldiktan sonra Ataturk tarafindan "Turk Milliyetciligi" deyimiyle butun aciklik ve kapsamini, gercek anlam ve kilavuzlugunu bulmustur. Bugun Ataturk ilkeleri arasinda yer alan milliyetcilik, cagdas anlamiyla siyasal, ekonomik ve kulturel bir devlet sistemi olmustur.

Milliyetcilik ilkesine gore, Turk ulusu buyuk insanlik ailesinin yuksek onurlu bir uyesidir. Bu bakimdan butun insanligi sever; ulusal onur ve cikarlarina dokunulmadikca baska uluslara karsi dusmanlik beslemez ve asilamaz.

Milliyetcilik ilkesi, butun cagdas uluslarla uyum icinde yasamakla birlikte, Turk toplumsal varliginin ozel karakterini ve baslibasina bagimsiz kimligini sakli tutmayi esas sayar. Bu bakimdan kendi ozune aykiri akimlarin ulkeye girmesini ve yayilmasini istemez.

Ataturk milliyetciligi, gerek bagimsiz, gerek baska devletlerin uyrugu olarak yasayan butun Turkleri, hangi dinden olurlarsa olsunlar derin bir kardeslik duygusuyla candan sevmek ve onlarin refah ve gelismesini candan dilemekle birlikte, siyasal sinir olarak Turkiye Cumhuriyeti sinirlarini tanir.

Milliyetcilik ilkesine gore, Turkiye Cumhuriyeti icinde, Turk dili ile konusan, Turk kulturu ile yetisen, Turk ulusunun her yonden yukselmesi dusuncesini benimseyen her birey, hangi dinden olursa olsun Turk'tur.

Milliyetcilik ilkesini, ulusal bilincimize Kurtulus Savasi ile percinleyen guc, Turk toplumunu birbirine baglayan en yuce bagin uluscu bag oldugu inancidir. Bu uluscu bagin en ozlu deyisi "Ulusal Birlik Duygusu"dur.

Milliyetcilik ilkesi ozet olarak: "Turk ulusunun yuksek karakterini, yorulmaz caliskanligini, dogustan gelen zekasini, bilime bagliligini, guzel sanatlara sevgisini, ulusal birlik duygusunu araliksiz olarak ve her turlu arac ve onlemlerle besleyerek gelistirmek"tir.

Milliyetcilik ilkesi, Turk ulusunun "butun bireylerini, kaderde, kivancta ve tasada ortak bir butun halinde ulusal bilinc ve ulkuler cevresinde toplamak" inancidir.